Sabırlı Kaplumbağa Tiko ve Rüzgar Tepesi Masalı

Bir zamanlar, yemyeşil ağaçlarla çevrili, kuş seslerinin eksik olmadığı bir vadide Kaplumbağa Tiko yaşarmış.
Tiko çok yavaş yürürmüş ama çok dikkatliymiş. Ormanda olup biten her şeyi izler, kimsenin fark etmediği küçük ayrıntıları görürmüş. Diğer hayvanlar ise hep aceleciymiş. Tavşan Piko koşmayı, Sincap Fifi zıplamayı, Geyik Lera hızlıca uzaklara gitmeyi severmiş. Tiko’nun yavaşlığıyla sık sık dalga geçerlermiş. “Bir yere varman günler sürüyor,” demişler. Tiko ise üzülse de sessiz kalmış, yoluna bakmış.

Bir gün vadide garip bir sessizlik olmuş. Dereden akan su azalmış, çiçekler boynunu bükmüş. Meğer vadinin yukarısındaki Rüzgar Tepesi’nde büyük taşlar yuvarlanmış ve suyun yolu kapanmış. Hayvanlar toplanmış ama kimse o uzun ve zor yolu yürümek istememiş. “Çok uzakmış,” demiş biri. “Çok yorucuymuş,” demiş diğeri. Tiko sessizce dinlemiş. Sonra yavaşça başını kaldırmış: “Ben gitmeyi denemiş olayım,” demiş. Kimse ona inanmazmış ama Tiko yola çıkmış. Güneş doğmuş, Tiko yürümüş. Güneş yükselmiş, Tiko biraz dinlenmiş. Akşam olmuş, Tiko pes etmemiş. Yolda küçük bir kuşun kanadına diken batmış, Tiko durup yardım etmiş. Susamış bir kirpiyle karşılaşmış, suyunu paylaşmış.

Sonunda Rüzgar Tepesi’ne ulaşmış. Taşları tek tek itmiş, sabırla yol açmış. Su yeniden akmış, vadiye hayat dönmüş. Ertesi gün hayvanlar dereden akan berrak suyu görünce çok şaşırmış. Tiko yavaş adımlarla geri dönmüş. Bu kez kimse gülmemiş. Tavşan Piko: “Meğer en hızlı yol, vazgeçmeden yürümekmiş,” demiş. O günden sonra Tiko’ya “Sabırlı Kahraman” denilmiş. Ve herkes öğrenmiş ki: Yavaş olmak kötü değilmiş, vazgeçmek daha kötüymüş.

Yorum yapın