Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde, Gökkübi adı verilen renkli bir kasabada Lila adında bir kız yaşarmış. Lila, resim yapmayı çok severmiş ama küçük kızın çok küçük bir paleti varmış. Lila’nın paleti üzerindeki renkler her gün biraz daha solarmış çünkü Lila, “Benim zaten küçücük bir resim paletim var, kimse benim resmimi beğenmez” diye düşünürmüş.
Bir gün kasabada büyük bir resim yarışması düzenlenmiş. Bütün herkes boyalarla heyecanla hazırlık yaparken Lila kendine güvenememiş. Ama yaşlı Tonton Dede ona şöyle demiş: “Küçük olmak değersiz olmak demek değildir. En küçük renk bile resmi tamamlar.”
Bu sözler Lila’nın içini ısıtmış. Yarışma günü geldiğinde herkes parlak renklerle resim yaparken Lila, soluk renkleriyle küçük bir çiçek çizmiş. Fakat o çiçek öyle nazik ve özenli görünmüş ki jüri Lila’yı birinci seçmiş. Lila o günden sonra ne kadar küçük olursa olsun, emeğinin değerli olduğunu anlamış.
