Sabahın taze kokusu ormana yayılırken, Pofuduk Tavşan Pita tünelinden çıkmış ve hoplayarak ormanın içlerine doğru ilerlemiş. Yakınlarda bulduğu boş bir alanda kendi küçük bahçesini oluşturmak istemiş. Bu düşünce onu çok mutlu etmiş. Toprağı minik patileriyle sevmiş, çiçeklerin açacağı yeri hayal etmiş. “Burada renkler dans edecekmiş,” diye içinden geçirmiş. Pita hem heyecanlı hem de biraz sabırsızmış ama içinde güçlü bir istek varmış. Eline aldığı küçük tohumları özenle toprağa bırakmış.
Günler geçmiş. Pita her sabah bahçesine koşmuş. Ancak henüz bir şey çıkmamış. Önce hafifçe üzülmüş. “Acaba yanlış mı yapmışım?” diye düşünmüş. Fakat ormanda yaşayan bilge kaplumbağa Tano yanına gelmiş. Ona, “Toprak sabır ister,” der gibi gülümsemiş. Pita bunu duyunca derin bir nefes almış. Bahçesini sulamaya devam etmiş. Bir sabah toprağın içinden minicik yeşil bir nokta yükselmiş. Ardından bir tane daha. Pita sevinçle zıplamış. Çiçekler büyüdükçe Pita’nın neşesi de büyümüş. Fakat bir gün ormanda sert bir rüzgâr çıkmış. Pita bahçesine koştuğunda bazı filizlerin eğildiğini görmüş. “Onları tek başıma düzeltemem,” diye düşünmüş.
Bu kez yardım istemeye karar vermiş. Arkadaşlarını çağırmış: Sincap Loli, Kirpi Mito ve kelebek Lila hemen yanına gelmiş. Birlikte filizleri korumuşlar. Loli dalları taşıyıp kenarlara koymuş. Mito toprağı sıkılaştırmış. Lila ise kanatlarıyla nazikçe rüzgarın yönünü değiştirmiş. Hep birlikte çalışınca bahçe yeniden canlanmış. Pita kalbinin sıcacık olduğunu hissetmiş. Dayanışmanın ve sabrın bahçeyi daha da güzelleştirdiğini fark etmiş. Birkaç gün sonra renk renk çiçekler açmış. Pita çiçeklerin arasına oturmuş ve “Ne güzelmiş böyle hep birlikte başarmak,” diye içinden geçirmiş. Çiçeklerin kokusu tüm ormana yayılmış ve bahçe onların dostluk yuvası olmuş.
