Bir zamanlar, yoksul ama akıllı bir delikanlı varmış; adı Keloğlan’mış. Bir gün köyün meydanında yaşlı bir dervişle karşılaşmış. Derviş ona küçük bir testi vermiş ve demiş ki:
“Bu testi sıradan değil, içinde sihir var. Ama unutma, sabır ve iyilik olmadan testi açamazsın.”
Keloğlan önce ne yapacağını bilememiş ama dervişin sözlerini kafasına kazımış ve testiyi yanına almış.
Keloğlan testiyi evine götürmüş. Günlerce ne denemişse, testiyi açamamış. Denemekten vazgeçmek istememiş çünkü sabırla davranmanın önemli olduğunu biliyormuş.
Bir gün testiyi incelerken, yardıma ihtiyacı olan yaşlı bir köylüyü görmüş. Hemen yanına gitmiş, ona yardım etmiş, yolda taşları kaldırmış, su taşımış.
O gece Keloğlan tekrar testiye bakmış. Testi kendi kendine açılmış, içinden altın, değerli taşlar ve bir not çıkmış: “İyiliğin ve sabrın karşılığını aldın.”
Keloğlan çok sevinmiş ama hemen bencilce harcamamış. Önce köy halkıyla paylaşmış, yoksullara yardım etmiş, köyün yollarını, okulunu ve evlerini tamir ettirmiş.
Keloğlan, sihirli testiyi sadece kendine kullanmamış, iyilik ve sabır sayesinde köyünü zenginleştirmiş.
Köylüler onu hem çok sevmiş hem de örnek almış. Herkes anlatırmış: “Gerçek zenginlik, paylaşmak ve sabretmekten gelir; en sihirli testiler bile iyilikle açılır.”
